Yorum yok Genel Hicret

BÖLGELER ARASI ETKİLEŞİMİN TASAVVUFÎ DÜŞÜNCENİN İNŞASINDAKİ ROLÜ: HAKÎM ET-TİRMİZÎ VE NİŞABURLU SÛFÎLER

Tasavvuf tarihinin her döneminde sûfîlerin genellikle ortak bir amacı dile getirdiği görülür. Allah’a yakınlık kesbetmek bu amacı özetleyen bir çerçevedir. Ancak sûfîler arasında tasavvufî meselelerde ortaya çıkan görüş farklılıkları da olağan bir durumdur. Bu bağlamda aynı coğrafyada yaşayan sûfîlerin bütünüyle aynı tasavvuf anlayışını benimsediği söylenemez. Bununla birlikte çeşitli havzalarda yerleşmiş kültür ve medeniyet ile sosyal, siyasi ve iktisâdî hayatın kendi iç dinamikleri bulunduğu kuşkusuzdur. Öyleyse belli bölgelerde oluşan tasavvuf anlayışları en azından bazı yönlerden müşterek bir noktada buluşturulabilir. Tasavvuf tarihinde bazı merkezî şehirlerden söz edilir ki Irak coğrafyasında Bağdat, Horasan’da ise Nişabur bunların başında gelir. Bu iki merkezin gerisinde kalmış gözüken Tirmiz ve Belh ise özellikle Horasan’daki tasavvufî düşüncenin oluşumunda önemli rollere sahip iki şehirdir. Velâyet hakkındaki görüşleriyle öne çıkan Hakîm et-Tirmizî (ö. 298/910) hem Belhli sûfîlerle hem de bu kanalla Nişabur tasavvufunun meşhur isimleriyle yakın temasta bulunmuştur. Selefi Ahmed b. Hadraveyh, (ö. 240/854) halefi Ebû Bekir el-Verrâk (ö. 280/893) ve Nişaburlu sayabileceğimiz Yahya b. Muâz er-Râzî (ö. 258/872) Hakîm et-Tirmizî’yi Nişabur tasavvufuyla buluşturan sûfîlerdir. Hakîm et-Tirmizî söz konusu bağlantılar sayesinde Nişabur’daki melâmet düşüncesini yakından tanımış, bu anlayışa çeşitli eleştirilerde bulunmuştur. Ebû Osmân el-Hîrî’nin (ö. 298/910) ılımlı melâmet anlayışını benimsemesinde Hakîm et-Tirmizî’nin kendisiyle kurduğu iletişimin rolü araştırılmaya değerdir. Böyle bir araştırma sûfîler arasındaki bilgi alışverişinin tespitine katkı sunarak ilk dönem tasavvufunun temel dinamiklerini daha gerçekçi bir bakış açısıyla ortaya koymayı kolaylaştıracaktır. Bu çalışmada çeşitli bölgelerdeki tasavvuf anlayışları arasındaki ilişki ağının ne kadar güçlü olabileceği sorusundan hareketle Hakîm et-Tirmizî’nin Nişabur’daki tasavvuf düşüncesinin oluşumundaki tesiri araştırılacaktır. İlk bölümde Hakîm et-Tirmizî’nin Belh menşeli sûfîler ve onlar aracılığıyla Nişabur ile kurduğu bağa değinilecek, ikinci bölümde melâmet eleştirilerinin Nişabur’daki ana akım tasavvuf anlayışına nasıl yön vermiş olabileceği sorgulanacaktır.

Anahtar Kavramlar: Tasavvuf, Mâverâünnehir, Nişabur, Hakîm et-Tirmizî, Melâmet.

    Hicret Hicret

    About | Hakkında:
    Kurum/Bölüm | Institution/Department :