Yorum yok Genel ayildirim2000@hotmail.com

HAKÎM ET-TİRMİZÎ’DE ZÜHD KESB İLİŞKİSİ

Prof. Dr. Ahmet YILDIRIM

AYBÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi

Tel: 0536 676 76 89

Özet: Hayatı ve geriye bıraktığı eserleri incelendiğinde müfessir, muhaddis, fakih, mütekellim, sûfî, mütefekkir, dilci, müctehid gibi çok yönlü bir âlim olduğu anlaşılan Hakîm et-Tirmizî, bilhassa tasavvufun farklı konularına dair düşünce ve görüşleriyle  dikkat çekmektedir. En dikkat çeken görüşü ve teorisi “velâyet” konusuyla ilgili olsa da daha başka kavramlarla ilgili fikir ve düşünceleriyle de dikkat çekmektedir. Bizim Hakîm et-Tirmizî’nin dikkatimizi çeken ele aldığı kavramlar arasında zühd ve kesb kavramları gelmektedir. Ona göre sâlik seyrü sülük yolunda tövbe menzilinden sonra zühd menziline ulaşır. Çünkü ona göre zühd menziline ulaşmak kalbin günahlardan uzaklaşmasıyla mümkündür. O, zühd gerçekleştiğinde kalpte manevi bir nur (aydınlanma) olacağını belirtir. Ona göre kalbî zühd sayesinde nurlanmış kimselerin en önemli özelliği dünyanın bâtınına kalp gözleriyle bakıyor olması ve arka planında yatan hakikate muttali olma durumudur. Ancak burada gerçek zahidlerle tezehhüdde bulunanların yani zahitlik taslayanların ayırt edilmesi gerektiğini ısrarla vurgular. Ona göre hakiki zühd mala mülke sahip olmamak değil, bunların yetecek kadarıyla yetinilmesini bilmektir. Hakîm et-Tirmizî tür bakış açılarıyla sûfiler arasında tartışma konusu olan “Tasavvuf erbabının gündelik ihtiyaçlarını temin için çalışmaları (kesb) gerekir mi? Yoksa tevekkül edip beklemeleri mi?” şeklindeki soruları da cevaplandırmayı da düşünmektedir. Bu cümleler onun zühdün unsurları arasında yer alan fakr ve ğınâ hakkındaki düşüncesini de net olarak yansıtmaktadır. O, bizzat zenginliğin kendisini değil, bilakis kazanılan mala mahkûm olmayı kötü görür. Ayrıca Allah kulluk etmek adına kesbi terk ederek “oturup bekleyen” bir zümrenin bulunduğu yönündeki eleştiriyi zikrederek bunlar arasında ayrım yapar. Ona göre bu tür insanlar, kendilerine yakîn gelmeden önce helal kazanç yollarını terk ederek sünnete davrandıkları için gerçekte göz boyacılardır. Hakîm et-Tirmizî kesble ilgili hususu ahlakî sonuçları bakımından ele alarak kesbe sarılmanın ya da onu terk etmenin hangi gerekçeyle yapıldığının önem arz ettiğini ayrıca hiçbir şekilde çalışmadan tevekkül etmenin de İslam Ahlakının bütünlüğünü düşünür.

Yukarıda çizilen çerçevede tebliğ hazırlanacak varılan düşünce ve sonuçlar ortaya konmaya çalışılacaktır.

Anahtar kelimeler: Hakîm et-Tirmizî, Zühd, Kesb, Tevekkül

    ayildirim2000@hotmail.com ayildirim2000@hotmail.com

    About | Hakkında:
    Kurum/Bölüm | Institution/Department :